Bir Zamanlar Köy Düğünleri..

Bir zamanlar köy düğünleri böylesine şen, neşeli ve coşku içinde yapılırdı. At sırtında berbu (gelin alma kafilesi), gelin ve ona eşlik eden hanımlar… Etraflarında ise kalabalık davetli topluluğu bulunurdu. Her zamanki gibi mutluluğun en güzel tablosunu, masum duygularıyla düğüne renk katan çocuklar tamamlardı.
Eğer gelin başka bir köyden alınacaksa, hatta kendi köyünden olsa bile gelenek pek değişmezdi. Damat tarafı, köydeki ailelerden veya yakın akraba ve dostlarından uygun gördükleri erkekleri gelin almaya davet ederdi. Bunun yanında berbu olarak adlandırılan, gelini almaya giden 5 ile 10 arasında hanım da davet edilirdi.
Gelin evden çıkarılmadan önce, aileden bir kişi çeyiz sandığının üzerine oturur ve damat tarafından kendisine bir miktar para verilmesini isterdi. Aslında bu gelenek günümüzde de birçok yerde devam etmektedir.
Gelinin baba evinden ayrılması ise düğünün en hüzünlü ve en duygusal anı olurdu. Annesi, babası ve yakınlarının yanı sıra, arkadaşları ile komşuları da gözyaşlarına hâkim olamazdı. Çünkü gelin artık uzun bir yolculuğa çıkıyordu. Doğup büyüdüğü ana ocağını geride bırakıyor, yeni kuracağı yuvasına doğru gidiyordu. Kimi zaman gelinler hıçkıra hıçkıra ağlar, hüzün ile mutluluğu aynı anda yaşarlardı.
Resimde de görüldüğü gibi düğünler çoğunlukla davul ve zurna eşliğinde, büyük bir coşku içinde yapılırdı. Erkekler ikişerli sıralar hâlinde düğün kafilesinin önünde yürür, klamlar ve govend türkülerini söyleyerek gelin alayına eşlik ederlerdi. Bu eğlence, damat evine varıncaya kadar devam ederdi.
Bazı yörelerde ilginç gelenekler de vardı. Damat evinin damında bekleyen bir kadın veya genç bir kız, içine demir para konulmuş bir elma ya da portakalı, at üzerindeki gelinin başına doğru fırlatırdı. Bunun gelinin yeni yuvasına bereket, uğur ve zenginlik getireceğine inanılırdı. Oysa çoğu zaman atılan meyve gelinin başına isabet eder, canını acıtırdı. Günümüz anlayışıyla bakıldığında bu doğru bir gelenek değildi.
Bazı yerlerde ise evin eşiğine tahta bir kaşık bırakılır, gelinin eve girerken üzerine basıp kaşığı kırması istenirdi. Buna benzer daha birçok örf, âdet ve töre köy düğünlerinin ayrılmaz bir parçasıydı.
Gelin damat evine ulaştığında düğünün en önemli bölümü tamamlanmış sayılırdı. Bundan sonra köyün gençleri arasında at yarışları başlar, zaman zaman büyük heyecan yaşanırdı. Bazı köylerde ise at sırtında cirit oyunları oynanırdı. Eski dönemlerde cirit, bugüne göre çok daha yaygın bir gelenekti.
Son olarak davetlilere ve köylülere büyük bir yemek ikram edilir, böylece düğün sona ererdi.
Güneş Efendi
Yorum Yap
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yazarlar
Yozlaşma ve yüzleşme
Yazarlar
Bazı insanlar yalnızca yapılan işe destek verir; bazıları ise ilk adımı atar, başkalarına cesaret olur.
Yazarlar
Mahmud -gök- Kırmiz
Son haberler
Kanıya Alinçe bir köyün tarihi.
Yazarlar
Urartular, yaşadığımız coğrafyada, özellikle Van ve çevresinde yoğun olarak yaşamış kadim bir uygarlıktır.
Yazarlar
DEP STORE Projesi Geleceğe Umut Veren Bir Vizyon Ortaya Koyuyor.
Yazarlar
Geçen bunca uzun yıl bize seni asla unutturmadı. Her geçen zaman, özlem dolu bir vuslatın ve nostaljinin içinde yaşamamıza sebep oluyor.
Yazarlar
Evimiz iki katlı, eski tarz bir Adana eviydi.
Yazarlar
Yozlaşma ve yüzleşme
Yazarlar
Bazı insanlar yalnızca yapılan işe destek verir; bazıları ise ilk adımı atar, başkalarına cesaret olur.
Yazarlar
Mahmud -gök- Kırmiz
Son haberler
Kanıya Alinçe bir köyün tarihi.
Yazarlar
Urartular, yaşadığımız coğrafyada, özellikle Van ve çevresinde yoğun olarak yaşamış kadim bir uygarlıktır.
Yazarlar
DEP STORE Projesi Geleceğe Umut Veren Bir Vizyon Ortaya Koyuyor.
Yazarlar
Geçen bunca uzun yıl bize seni asla unutturmadı. Her geçen zaman, özlem dolu bir vuslatın ve nostaljinin içinde yaşamamıza sebep oluyor.
Yazarlar
Evimiz iki katlı, eski tarz bir Adana eviydi.