Yozlaşma ve yüzleşme

YOZLAŞMA VE YÜZLEŞME
İnsan olmak…
Kendini sorgulamadan
başkasını sorguluyorsun.
Egoist olmuşsun,
haberin yok.
Bitmişsin,
onu da bilmiyorsun.
Menfaatin bütün benliğini sarmış;
kendinden başka hiçbir şeyi düşünmez olmuşsun.
Acıyı bilirsin,
ama acı çekene yabancısın.
Ağıt yakarsın,
kendi ağıdını duymazsın.
Komşun açken tok yatarsın,
sonra merhametten söz edersin.
Zulme uğrayınca adalet istersin;
başkasına yapılınca susarsın.
Hakikati savunduğunu söylersin,
ama hakikat seni sorgulayınca
ondan kaçarsın.
Kendinden olmayan herkesten korkarsın;
oysa en çok
kendinle yüzleşmekten korkarsın.
Bir çocuğun çığlığı yükselir,
başını çevirirsin.
Bir insanın hakkı yenir,
sessiz kalırsın.
Sonra dönüp sorarsın:
“İnsanlık nereye gidiyor?”
Hiç aynaya baktın mı?
Belki de mesele
insanlığın nereye gittiği değil;
senin insanlığından ne kadar uzaklaştığındır.
Peygamberlerin sözünü bilirsin,
ama sözün özünü yaşamazsın.
Tanrı’ya inanırsın,
ama Firavunların önünde eğilirsin.
Musa önünde Kızıldeniz’i açsa,
sen yine geçmeye korkarsın.
Çünkü alışmışsın susmaya.
Alışmışsın boyun eğmeye.
Alışmışsın menfaatin olduğu yerde konuşmaya,
menfaatin olmadığı yerde susmaya.
Kendini haklı çıkarmak için
binlerce gerekçe bulursun;
ama kendini sorgulamak için
bir dakika bile ayırmazsın.
Başkasının kusurunu büyütür,
kendi kusuruna mazeret bulursun.
Başkasının ayıbını konuşur,
kendi çürümüşlüğünü gizlersin.
Maddiyatçılık bütün benliğini sarmış.
Paylaşmayı unutmuşsun.
Vefayı unutmuşsun.
Vicdanı unutmuşsun.
Ama hâlâ kendini
iyi, doğru ve masum sanıyorsun.
İşte asıl yozlaşma burada başlıyor:
İnsan, kendindeki çürümeyi göremediği gün
başkasını suçlamaya başlıyor.
Sorun hakikatin yokluğunda değil;
hakikate bakmaktan korkan gözlerinde.
Ve unutma:
İnsan kendi yüzüne bakmadan
başkasının aynasını suçlayamaz.
Belki artık başkasını değil,
kendimizi sorgulama zamanıdır.
Çünkü insan olmak;
üstün olmak değil,
vicdan sahibi olmaktır.
Haklı olmak değil,
haksız olduğunda bunu kabul edebilmektir.
Kendini savunmak değil,
kendini sorgulayabilmektir.
Ve belki de en acı gerçek şudur:
Bitmişsin…
ama hâlâ kendini tamamlanmış sanıyorsun.
Yüzleşmeden değişim olmaz.
Suskunluk sürdükçe yozlaşma büyür.
Şimdi aynaya bak
ve kendine sor:
“Ben gerçekten insan mıyım,
yoksa sadece kendimi mi düşünüyorum?”
Ve dileğim şudur:
İnşallah bir gün,
gerçek adaleti dışa vurmadıkça
kendimizi kandırdığımız yalanlara
asi olmayı öğreniriz.
Çünkü gerçek yüzleşme,
başkasının yalanını görmekle değil;
kendi yalanımıza başkaldırmakla başlar.
@Abdurrahman Akbulut
Yorum Yap
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yazarlar
Bazı insanlar yalnızca yapılan işe destek verir; bazıları ise ilk adımı atar, başkalarına cesaret olur.
Yazarlar
Mahmud -gök- Kırmiz
Son haberler
Kanıya Alinçe bir köyün tarihi.
Yazarlar
Urartular, yaşadığımız coğrafyada, özellikle Van ve çevresinde yoğun olarak yaşamış kadim bir uygarlıktır.
Yazarlar
DEP STORE Projesi Geleceğe Umut Veren Bir Vizyon Ortaya Koyuyor.
Yazarlar
Geçen bunca uzun yıl bize seni asla unutturmadı. Her geçen zaman, özlem dolu bir vuslatın ve nostaljinin içinde yaşamamıza sebep oluyor.
Yazarlar
Evimiz iki katlı, eski tarz bir Adana eviydi.
Yazarlar
Merhum Molla Nureddin Yılmaz
Yazarlar
Bazı insanlar yalnızca yapılan işe destek verir; bazıları ise ilk adımı atar, başkalarına cesaret olur.
Yazarlar
Mahmud -gök- Kırmiz
Son haberler
Kanıya Alinçe bir köyün tarihi.
Yazarlar
Urartular, yaşadığımız coğrafyada, özellikle Van ve çevresinde yoğun olarak yaşamış kadim bir uygarlıktır.
Yazarlar
DEP STORE Projesi Geleceğe Umut Veren Bir Vizyon Ortaya Koyuyor.
Yazarlar
Geçen bunca uzun yıl bize seni asla unutturmadı. Her geçen zaman, özlem dolu bir vuslatın ve nostaljinin içinde yaşamamıza sebep oluyor.
Yazarlar
Evimiz iki katlı, eski tarz bir Adana eviydi.
Yazarlar
Merhum Molla Nureddin Yılmaz