Gurbet çok zor şartlarda sürdürülen bir geçim ve yaşam tarzıydı.
GURBET
Eskiden çok farklı bir sıla-gurbet yaşanırdı. Göç ederek uzak diyarlara gitmek, yaşamak, kazanç sağlamak ve geçinmek bir hayat mücadelesiydi. Dert, maişet ve rızık kapısını aramaktı.
Köylerde ve ilçelerde bilip gördüğümüz kadarıyla gurbet için batıya, iş sahaları olan zengin sanayi kentlerine gidilirdi. Elbette bugün de gurbet hâlâ var ve sürmektedir. Yurt içinde başta İstanbul, Adana, İzmir ve Bursa gibi sanayileşmiş, iş bulunan önemli kentler tercih edilirdi.
Eskiden çalışmaya giden gurbetçiler önce kendilerine mutlaka bir yorgan bulundururlardı. Bunun için halk dilinde bir terim hâline gelmişti:
“Yorganı fişek gibi etti.”
Bu söz, gurbetçinin yolculuk yapacağı anlamını taşırdı. Yorgan vazgeçilmez bir ihtiyaçtı. Bir de küçük, tahtadan yapılmış, desenli ve renkli hafif el bavulları vardı. Bunlar adeta uzun yıllar moda gibi kaldı. İkisi de çok kullanılan, göze çarpan zaruri ihtiyaçlardı.
Gurbetçi kimseler bazen birkaç kişi birlikte haberleşir, sözleşir ve birlikte giderlerdi.
Akşamdan yolculuk için yiyecekler bile hazırlanırdı. Glor, lortek, pofek, pirğaç gibi yiyecek çeşitleri evden hazırlanır ve beraberinde götürülerek yolculuk esnasında yenirdi.
Gurbet diyarına elbette geçim sağlamak ve para kazanmak için gidilirdi. Sonraları gittikleri kentlere birçok kişi ailece yerleşerek oralarda kalırdı.
Gençlerin birçoğu da bilhassa evlenmek ve başlık parasını kazanmak için gurbet ellere giderdi. Bu sıkça yaşanan bir durumdu. Başlık parası oldukça masraflı, külfeti ağırdı. Oğlan tarafı tüm masrafları karşılamak zorunda kalır, adeta bunun mağduru olurdu.
Sadece bu değil, işsiz kalan insanlar da İstanbul, İzmir ve Bursa gibi büyük kentlere giderek iş bulur ve çalışırlardı. Ailelerine gelir ve kazanç katkısı sağlarlardı.
Tabii Kiğı, Karakoçan ve Mazgirt yörelerinin insanları İstanbul’a gitmek için hemen otobüs veya bir araç bulamazlardı. Önce Karakoçan’dan Elazığ’a gidilirdi. Oradan da akşama doğru iki turizm şirketi İstanbul’a otobüs gönderirdi. O firmalardan biri seçilerek İstanbul yolculuğu başlardı. Bunlar Harput Turizm ve Hazar Turizm şirketleriydi.
Gurbete giden insanlar, adresini bildikleri tanıdık, dost veya akrabalarının yanına giderdi. Onlar da iş ve barınma gibi imkânlar sağlamaya çalışırlardı.
Gurbetçilerden ilk beklenen haber ise mektuptu. Mektuplar heyecanla beklenirdi. Haberleşme ve iletişim neredeyse tamamen mektupla olurdu.
Aileler de giden kişinin haberini almak için merakla mektubunu beklerdi. Ya da gurbetten gelen biri olmuşsa hemen yanına gidilir, varsa haberler sorulur ve öğrenilirdi. Böylece kaygılarını, meraklarını ve hasretlerini bir nebze olsun giderirlerdi.
Gurbetçilerden gelen mektuplar çok değerliydi ve büyük merak konusu olurdu. Gelen mektup hemen Türkçeyi iyi bilen birilerine götürülerek okutulurdu. Mektuplarda kendi durumlarını anlatır, birçok konuya değinirlerdi.
Bilhassa çalıştıkları işi, ne kadar ücret kazandıklarını, kaldıkları yeri ve yaşadıkları semtin adını ayrıntılarıyla yazarlardı.
Aile de mektubu alınca büyük bir itina ve merakla cevap yazardı. Ailenin yaşadığı durumlar ve gelişmeler anlatılırdı. Mektupta yer kalmışsa küçük çocukların eli mürekkebe bastırılarak kâğıda el izi çıkarılır ve hatıra olarak gönderilirdi.
Mektupların sonunda ise:
“Kestane kebap, acele cevap.”
gibi hoş sözler yazılırdı.
Gurbetçiler dönüşte yine Elazığ’a kadar bilet alıp gelirlerdi. Bazen geç kalınca geceyi Elazığ’da geçirmek zorunda kalırlardı. Ya da Yolçatı’ya kadar hangi aracı bulurlarsa onunla gelirlerdi. Oradan Karakoçan’a her zaman araç bulunmazdı. Mecburen Yolçatı’dan Karakoçan’a kadar yürüyerek gelenler olurdu.
Bazıları o geceyi Karakoçan’da bir akrabasının veya tanıdığının evinde misafir olarak geçirirdi. Kimileri ise gece olmasına rağmen durmadan yolculuğa devam ederek köylerine ulaşırdı.
Gurbet çok zor şartlarda sürdürülen bir geçim ve yaşam tarzıydı. Kara tren ve gurbet üzerine meşhur türküler söylenirdi. Hayat bir zamanlar böyleydi ve diyebiliriz ki 1970–1974’lü yıllara kadar bu düzen büyük ölçüde devam etti.
Şimdi bakıyoruz, bazen Karakoçan Haber Gazetesi’nde “İşçi Aranıyor” ilanları görüyoruz. Hem de bay ve bayan işçi arayan iş yerlerinin ilanları zaman zaman yayınlanıyor.
Bu durum, ülkenin ve ilçenin önemli ölçüde geliştiğini göstermektedir.
Maziye dönüp bakınca büyük bir gelişimin ve kalkınmanın yaşandığını açıkça görebiliyoruz.
Zaman geçtikçe kim bilir bizlere daha ne gibi büyük ve sürpriz gelişmeler gösterecektir?
08.09.2021
GÜNEŞ FENDİ
Yorum Yap
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.

